2.16.2017

Sürekli Ayak Kokusu ve Önlemi



Ayak kokusu utanç veren ve can sıkıcı bir problemdir. Kişisel temizliğine önem veren kişilerde bile meydana gelebilen bu tablonun oluşmasının temelinde ana faktör olarak ayağın terlemesi gösterilmektedir. Ayaktaki terleme oranı ve sıklığı ile orantılı olarak duyulan koku da zamanla artış gösterebilir ve bu durum günlük yaşantıyı olumsuz etkileyebilecek düzeye gelebilir. Özellikle ayağı havanlandırmayan ayakkabılar ayağın daha çok terlemesine neden olurken aynı zamanda daha çok kokmasına da sebep olur. Lâkin ayakta gözlenen kokunun tek sebebi terleme değildir. Ayağın kokmasına sebep olabilecek birçok faktör bulunmaktadır.

Ayak Kokusu'nun Sebepleri

Her bir ayakta 250,000 tane ter bezi vardır ve günde yaklaşık yarım litre ter üretir. Aşırı terleme ve ayaktaki bakteriler çok itici bir koku oluşturabilir. Ayak tabanında ürüyen bakteriler peynir üretiminde ortaya çıkan gazlar gibi kokulu bir gaz üretirler. Rutubetli ve karanlık ortamlar bu bakterilerin katlanarak artması için biçilmiş kaftandır. Çorapsız ve sürekli aynı giyilen ayakkabılar, çorapların düzenli olarak değiştirilmemesi ayaktaki nem oranını arttırarak, ölü hücreler ve derideki yağlarla beslenen bakterilerin üremesini hızlandırır. Bazı bireylerin ayakları normal bireylere göre daha çok kokabilir; çünkü bünyeleri daha çok ter üretebilir. Ayrıca başka sebepler de ayak kokusuna neden olabilir. Bunlar: ayağın düzenli bakımının yapılmaması, yıkadıktan sonra iyi kurulanmaması gibi. Ayağın ıslak ve nemli bırakılması ayakta mantar oluşumunu hızlandırabilir; mantara ve mantar enfeksiyonuna bağlı ayakta koku artabilir. Ayakta en sık rastlanan patolojik tablo olan tırnak batmasında bile enfeksiyona bağlı ayak kokusunun oluşması mümkün. Aynı şekilde diyabet hastalarında gözlenen diyabetik ayak enfeksiyonunda da ayakta koku oluşması muhtemel faktörler arasında yer alıyor. Her harikulade, ayak kokusu ve bu durumundan şikayetçi olan kişilerin bir podolog muayenesinde bulunmalarında büyük fayda bulunmaktadır. Podolog kontrolünde gerekli tedavi ve planı uygulanır.

Ayak Kokusu'nda Podologun Önemi

Podolog kontrolünde yapılan fiziki muayene ile ayak kokusuna yönelik doğru tedavi planlanabilirlerken aynı zamanda evdeki ayak bakımı için de doğru girişimler hakkında bilgi sahibi olunabilir. Genelde ayak kokusu ile beraberinde gözlenen patolojik tablolar (cilt mantarı, su toplaması, diyabetik yara, enfeksiyonlu batıklar gibi) da yine podologların muayenesi ile teşhis edilebilir. Podolog kontrolünde gerçekleştirilen periyodik kontrollerle hem ayak kokusundan hem de gözlenebilecek patolojik tabloların oluşma riskinden kurtulmak mümkündür.

Unutmamanız Gerekenler

Ayak Hijyeni: Ayak kokusunu önlemek için günlük olarak ayak bakımı ve hijyenine dikkat etmek büyük önem taşıyor. Zararlı mikroorganizmaların arındırılmadığı ayaklarda patolojik tabloların oluşma riski daha da artarken doku bütünlüğündeki kayıplar (kesilme, sıyrık, yüzeysel yara gibi) kısa sürede enfeksiyonla sonuçlanabiliyor. Dolayısıyla ayaklara her gün bakım uygulanmalı, bakım sonrası kurulanmalı ve kuru ciltlerde mutlaka nemlendirici ürün ile cilt dokusu desteklenmelidir. Aynı şekilde kullanılan çorap, ayakkabı gibi malzemelerinde hijyenine dikkat edilmeli; ayakkabı seçimlerinde doğru ayakkabı tercih edilmelidir. Çorapların değişimi kullanıma bağlı olmakla birlikte sık sık değiştirilmelidir. Bu, genelde 2 günü geçmemelidir. Ayak hijyeninin ihmalinden ve eksikliğinden kaynaklı gelişen her sorun için mutlaka podolog kontrolünde bulunulmalıdır.

Doğru Ayakkabı: Özetle doğru ayakkabı ayağa şekil vermeyen, gerektiğinde ayağın şeklini alabilen ayakkabıdır. Lakin sadece bu cümleden odakla doğru ayakkabının seçimini bulmak zordur. Doğru ayakkabı seçimiyle ilgili aşağıdaki blog yazımıza göz atabilirsiniz.

Önerilen Gönderi

Daha önce "Diyabette Doğru Ayakkabı Seçimi" başlıklı blog yazımızı okumadıysanız hemen göz atabilirsiniz.

Gönderiye Bak

İçerik Kaynakları

İncele Ne İyi Gelir - Ne iyi Gelir Bize Sorun (www.neiyigelir.com)


İncele Mailce (www.mailce.com)


İncele Püf Noktaları - Püf Noktası (www.pufnoktalari.net)


İncele Ojeclub - Kadın Portalı


İncele cafer yüzbaşı (caferyuzbasi.blogspot.com.tr)

Ayak hastalıklarınızda podologunuza danışmayı unutmayın.
Son Güncelleme: 11 Şubat 2017

2.01.2017

Tırnak Batması'na Karşı Alınması Gereken 7 Önlem



Toplumda oldukça sık rastlanan ayak hastalıklarının başında gelen tırnak batması ve riskinden 7 maddede kurtulmak mümkün. Ülkemizde ayak şikayetleri üzerine ilgili birime başvuran her 5 hastadan 2'sinde tırnak batması tablosu gözleniyor. Üstelik çoğu tabloların enfeksiyona ulaştığı, ağrıların dayanılmaz olduğu ileri vakalar olduğu gözlemleniyor. Enfeksiyon durumuna bağlı tırnak batmasındaki tedavi süreleri normal süreye ek olarak 3-4 aya kadar uzayabiliyor. Söz konusu tablo tabip veya podolog tarafından yapılan erken teşhisle hızla düzeltilebilirken aynı zamanda batma riskine karşı kişinin alabileceği 7 önlem batma riskini de tamamen ortadan kaldırıyor.

Önerilen Gönderi

Daha önce "Tırnak Batması (Onychocryptosis)" başlıklı blog yazımızı okumadıysanız hemen göz atabilirsiniz.

Gönderiye Bak

#1 Tırnak Kesimi

Tırnak batmasına karşı alınacak önlemlerin başında tırnak kesimi bulunuyor. Tırnakların kesimi batma riskini %95 oranında etkiliyor. Dolayısıyla tırnak batmasının en başta gelen nedeni yanlış tırnak kesimlerinden kaynaklanıyor. Yanlış kesim direkt olarak batmaya sebebiyet vermiyor. Yanlış kesimin tekrarlanması tırnağın uzadığı süre zarfınca şeklinin değişmesine neden olurken tırnağın yanında bulunan lateral dokularda yürüme ve ayakkabı kullanımıyla birlikte tırnak plağına doğru baskı gözleniyor. Tüm bu sürecin devamında zaman zaman ağrılar ve kızarıklıklar belirti vermeye başlıyor; fakat ağrı oranı zaman zaman yaşandığı için toplumsal algıya yönelik bu durum önemsenmiyor. Tablonun devamı ağrıların çoğalması ve lateral dokularda meydana gelen tahrişle sonuçlanıyor. Tahrişin olduğu her bölgede aynı zamanda doku bütünlüğünde bozulmanın olduğunu göz önüne alırsak enfeksiyon tablosu kaçınılmaz oluyor ve tüm bu süreç önlemi alınmadığında büyüyor. Diyabet hastaları göz önüne alındığında birtakım vakalar ampütasyona kadar gidebiliyor. Peki doğru tırnak kesimi nasıl olmalı ve kesimde nelere dikkat edilmeli?



Yanlış tırnak kesimini aslında düz kesimi yapılmayan her türlü tırnak kesimi olarak nitelendirebiliriz. Toplumda dilden dile dolaşarak çeşitli hallere bürünmüş tırnak kesimlerinin tamamı batma riskiyle karşı karşıya kalıyor. Dolayısıyla batma riskine karşı bir podolog muayenesi büyük önem taşıyor.



Sağlıklı bir tırnağın kesimi her zaman düz olmalıdır. Bu bahsettiğimiz kesim şekli herhangi bir mantar tablosu veya batığın gelişmediği tırnaklarda geçerlidir. Dolayısıyla batan bir tırnağın düz kesimi zordur ve yine toplumsal algılardan yola çıkarak "Tırnağımı kesmeyeyim de uzayarak üste çıksın." mantığı da yanlıştır. Batan tırnaklarda düz kesim uygulanamaz. Bir podolog kontrolünde kesim yapılmalı, batığın durumuna göre tedavi metodu planlanmalıdır (tampon tedavisi, tel uygulaması gibi). Tırnak kesimi kadar tırnak kesiminin yapıldığı alet de önemlidir. Genel yapıları metalden oluşan tırnak makasları kesim öncesi paslanma, kırılma, dişin yamulma gibi ihtimaller çerçevesinde mutlaka kontrol edilmeli, sorunlu aletler tercih edilmemelidir. Tırnaklar tırnak makası harici başka bir şey ile kesilmemeli, tırnak aralarına herhangi bir cisimle müdahale edilmemelidir.

#2 Ayakkabı Seçimi

Tırnak batmasına sebep olan faktörlerde en sık karşılaşılan durum yanlış ayakkabı kullanımıdır. Özellikle bayanlarda sık gözlenen bu durum ileri yaş ile birlikte tırnak batmasına ek olarak başparmak eğriliği (hallux valgus), bunyon (bunion), çekiç ve pençe parmak gibi şekil bozukluklarını da beraberinde getirebilir. Önü dar tercih edilen ayakkabıların özellikle başparmak üzerinde batık tablosunu oluşturma riski oldukça fazladır. Üstelik bu duruma ek olarak yüksek topuklu ayakkabıların da kullanılması batık oluşumunda kaçınılmaz faktörler arasındadır. Aynı zamanda yüksek topuklu ayakkabılar aşil tendonunda fonksiyon kaybına da sebep olabilir. Dolayısıyla ayakkabı seçiminde, doğru ayakkabıyı bulmak büyük önem taşımaktadır.



Ayakkabı seçimlerinde öncelikli olarak dikkat edilmesi gereken ayakkabının 1 numara büyük olması değil, önünün geniş olmasıdır. Bu başta tırnak batması olmak üzere başlıca parmak hastalıklarının önlenmesine yönelik ilk girişimdir. Aynı zamanda yüksek topuklu ayakkabılar ayakkabının önü geniş olsa dahi ön ayak bölgesinde anormal baskı oluşturabilir ve bu yine parmak hastalıklarına sebebiyet verebilir. Ayakkabı topuklarının yüksekliği ayakkabının ön alanındaki mesafe ile aynı ve düz olmalı, dikilme ve yürüme esnasında ayaktaki yük dağılımını bozmamalıdır. Ayakkabının şekli kadar yapısı da büyük önem taşıyor. Mümkün olduğunca ayağı belirli düzeyde havalandıran ayakkabılar tercih edilmeli; ayağı terleten, sıkan ayakkabıların kullanımından kaçınılmalıdır.

Önerilen Gönderi

Doğru ayakkabı seçimiyle ilgili daha detaylı bilgiler için "Diyabette Doğru Ayakkabı Seçimi ve Önemi" başlıklı blog yazımıza göz atabilirsiniz.

Gönderiye Bak

#3 Patolojik Durumlar

Ayakta gözlenen birçok patolojik tablo beraberinde tırnak batmasına sebebiyet verebilmektedir. Bunun en sık karşılaşılanı tırnak mantarıdır (Onychomykose). Tırnağın genel yapısında renk değişimi, kalınlaşma ve çoğu zaman kırılmaları da beraberinde getiren tırnak mantarı tırnak üzerinde yarattığı şekil bozukluğuna bağlı batık tablosunu oluşturabiliyor. Dolayısıyla çoğu zaman bu durum ayakkabı kullanımıyla birlikte daha da ağır ve ağrılı bir hal alabiliyor. Bu gibi durumlarda mutlaka bir podolog kontrolü tablonun sağaltımı ve süreci açısından büyük önem taşıyor.

Tırnak mantarı haricinde batığa sebebiyet verebilen diğer patolojik tablolar da bulunmaktadır. Örneğin ayak parmakları üzerinde gözlenen şekil bozuklukları (pençe parmak, çekiç parmak, tokmak parmak, başparmak eğriliği gibi) da tırnak batmasına neden olan faktörler arasında yer alıyor. Tüm bu patolojik tabloların önlenmesi ya da podolog kontrolündeki erken teşhisi ile tırnak batmasından kurtulmak mümkün olabiliyor.

#4 Travma

Tırnak batmasına neden olan durumlar arasında sık rastlanmayan, fakat oluştuğunda çok daha ağır batık tablolarını beraberinde getirebilen faktör travmadır. Genellikle ayağı bir yere çarpma ya da ayağa bir şey düşürme gibi durumlarda tırnak üzerinde gelişen deformasyon tablosunu oluşturur. Bu durum çoğu kez tırnakta kırılmalara, çatlamalara ve boşalmalara (Onycholyse) sebep olmaktadır. Bütünlüğü bozulan tırnak yapısında da batma riski meydana gelmektedir.



Travmaya bağlı gelişen batıklarda ilk müdahale podolog kontrolünde uygulanmalıdır. Podolog kontrolünde planlanan tedavide hastanın gerektiğinde ilgili başka bir birime yönlendirmesi de yapılabilmektedir.

#5 Obezite

Günümüzde obezite birçok sistemik rahatsızlığa sebebiyet verebiliyor. Ülkemizde son yıllarda yapılan çalışmalar obezitenin yılda %3,5 oranında arttığını öne sürüyor. Aynı zamanda bu rakam son 10 yıla kıyasla sürekli bir artış gösterir durumdadır.

Obezitedeki artışla birlikte obeziteye bağlı tırnak batmaları da son yıllarda oldukça sık rastlanan durumlar arasında yer alıyor. Obezite ile tırnakta batığa meyillilik artıyor. Bunun en başta gelen sebepleri arasında basınç bozukluğu geliyor. Obeziteye bağlı ayakta gelişen basın bozukluğu ayağın ön kısmında yük dağılımını olumsuz etkiliyor ve bu direkt olarak parmakları etkiliyor. Dolayısıyla ayak parmaklarına binen anormal yük batma riskini oluşturuyor. Obeziteye bağlı batma riskini önlemek için mutlaka beslenmeye dikkat edilmeli, düzenli olarak podolog muayenesinde bulunulmalıdır.

#6 Evde Müdahale

Nasır, siğil, ayak mantarı, tırnak mantarı gibi patolojik tablolarda olduğu gibi tırnak batmasında da evde müdahale büyük risk taşıyor. Her batık tablosu direkt olarak travma almadığı sürece enfeksiyon bulgusuna ulaşmadan önce mutlaka ağrılı uyaran verir. Ağrılar şiddetlenmeye başladığında çoğu hastanın ilk tercihleri arasında evde müdahale yer alıyor. Evde müdahale ile kişi ilk olarak kendini rahatlatmak amacıyla tırnağın lateral bölgelerinde kesim yapıyor. Bu kesimler geçici rahatlama hissiyatini oluştursa da zamanla tırnağın uzamasıyla tekrarlıyor ve kişiyi tekrar müdahale etmeye zorluyor. Aslında bu süreç, kişiyi mevcut tablonun ileri safhalara ulaşabilme ihtimaline karşı bir uyarı sürecidir. Yapılan yanlış kesimlerle birlikte batığa meyillilik artıyor ve bir müddet sonra evde müdahale imkansız bir hal alıyor. Kişi, ağrılara yönelik girişim yapamıyor ve çözüm yollarını aramaya başlıyor.



Genelde ilk tercihler arasında hastane ortamında Ortopedi, Genel Cerrahi ya da Plastik Cerrahi gibi birimler tercih ediliyor; fakat günümüzün sağlık sistemlerinde tırnak batmasına karşı uygulanan tek çözüm yolu tırnağın çekim işlemidir. Kimi alternatif çözümler (tek taraflı çekim, hücre yakımı, doku revizyonu gibi) bulunsa da bu tarz vakaların %90'ının da batık tablosunun tekrarladığı gözleniyor. Podolog kontrolünde Podoloji ünitelerinde yapılan müdahaleler çekim, hücre yakımı gibi müdahalelere karşı daha olumlu sonuç verebiliyor. Batığa yönelik Podolojik yaklaşımlar %95 oranında başarı ile sonuçlanabiliyor. Genelde batığa yönelik podologların uyguladığı en etkili işlemlerden biri tırnak teli uygulamalarıdır. Tırnak teli uygulamaları ile düzenli kontrolleri bulunan bir sağaltım süreci hasta için planlanıyor ve tekrarlama riski az olan bir tırnak yapısı hastaya kazandırılıyor. Aynı zamanda hasta evde tırnak kesimleri ve batığa sebebiyet verebilecek faktörler konusunda podologlar tarafından sağaltım süreci sonunda bilgilendiriliyor.

#7 Düzenli Kontrol

Günlük ayak bakımı ile birlikte tırnakların bakımı da mutlaka yapılmalıdır. Kızarıklık, şişlik, renk değişikliği, kırılma ve ağrı gibi belirtilere yönelik tırnak yapıları düzenli olarak kontrol edilmelidir. Gözlenen herhangi bir soruna karşı mutlaka podolog kontrolünde bulunulmalıdır. Podologlar tarafından uygulanan erken müdahale ile günlük yaşantıyı olumsuz etkileyebilecek ileri düzey tırnak batmalarında bile tablonun büyümesinin önüne geçilebilir. Ayak sorunlarının %40'ının tırnaklar üzerinde gözlendiği unutulmamalıdır.

Önerilen Gönderi

Günlük ayak bakımının nasıl yapılacağı ilgili daha detaylı bilgiler için "Günlük Ayak Bakımı" başlıklı blog yazımıza göz atabilirsiniz.

Gönderiye Bak
Ayak hastalıklarınızda podologunuza danışmayı unutmayın.
Son Güncelleme: 01 Şubat 2017

12.28.2016

ALPEM Podoloji Ayak Bakım Merkezi Sahipleri Pdl. Alper Bilgin ve Pdl. Emre Bakal ile Röportaj Yaptık


Pdl. Alper Bilgin ve Pdl. Emre Bakal

Ülkemizde ilk kez eğitimine Kocaeli Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu'nda başlanan Podoloji programını 2016 yılı mezunları arasında yer alan Pdl. Alper Bilgin ve Pdl. Emre Bakal, eğitim ve öğretim dönemleri sonunda Podologluk Diploması'nı almaya hak kazanmış, ALPEM Podoloji Ayak Bakım Merkezi adıyla kendi işletmelerini İzmir'in Karşıyaka ilçesinde açarak hizmete başlamışlardır.


Önerilen Gönderi

Daha önce "Türkiye'nin İlk Podologlarıyla Röportaj Yaptık" başlıklı blog yazımızı okumadıysanız hemen göz atabilirsiniz.

Gönderiye Bak

ALPEM Podoloji Yanıtlıyor...

#1 Hem eğitim hem de iş sektöründe neden Podoloji’yi tercih ettiniz?
İlk olarak bölümün yeni, mezun sayısının az, mesleğin değerli ve önünün açık olması bizi bu bölüme yönelten nedenler oldu.
#2 Podoloji kliniği açmaya nasıl karar verdiniz?
Hemen hemen bütün Podoloji öğrencilerinin olduğu gibi bizimde hedefimiz kendi kliniğimizi kurmaktı. Hocalarımız ve podolog arkadaşlarımızla yaptığımız görüşmelerden sonra kendi kliniğimizi açmaya karar verdik. Ailemizin ve çevremizin verdiği destekle bu işe başlamış olduk.
#3 Podoloji kliniği kurarken en çok hangi noktalarda zorlandınız?
Piyasanın çok yeni olması ve seçeneklerin çok az olması sebebiyle uygun fiyatlara Podiatri malzemeleri bulmakta zorlandık.
#4 Ayak sağlığı için kliniğinize yeteri kadar istihdam oluyor mu?
Yeni açılmış olmamıza rağmen ilgi beklediğimizden yüksek, bulunduğumuz bölgede hasta potansiyeli fazla; hatta bazı zamanlar şehir dışından gelen hastalarımız bile oluyor. Özellikle diplomamızın olması insanlara güven sağlıyor.
#5 Gelecekle ilgili kaygınız var mı?
Açtığımız ilk günlerde kaygılarımız vardı; fakat gün geçtikçe artan hasta potansiyeli bütün kaygılarımızı alıp götürdü.
#6 Diğer Podoloji programı mezunları veya adaylarına klinik açmayı önerir misiniz?
Eğer böyle imkanları ve hedefleri varsa kesinlikle öneririz.
#7 Son olarak Podoloji programı öğrencilerine ve adaylarına önerileriniz var mı?
Bu mesleğin duyulmaya ihtiyacı var. İyi bir şekilde duyulması için de mesleği bilinçli bir şekilde yapabilen podologlara ihtiyacı var. Bu sebeple mesleğe gereken önemi vermeleri ve kendilerini sürekli geliştirmelerini öneriyoruz.
Alıntı: ALPEM Podoloji Ayak Bakım Merkezi olarak bizlere mesleki icraatimizin oluşmasında katkı sağlayan, desteklerini esirgemeyen başta Kocaeli Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu müdürü Yrd. Doç. Dr. Rüştü Taştan'a, Sağlık Bakım Hizmetleri Anabilimdalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ayfer Peker'e ve ülkemizin ilk podologları arasında yer alan İLMER Ayak Sağlığı Merkezi sahipleri Pdl. Merve Utlu ve Pdl. İlkem Kuruoğlu'na teşekkürlerimizi sunuyoruz.
- ALPEM Podoloji Ayak Bakım Merkezi Sahipleri



ALPEM Podoloji Ayak Bakım Merkezi

ALPEM Podoloji Ayak Bakım Merkezi, Pdl. Alper Bilgin ve Pdl. Emre Bakal'ın sahipliğini yaptığı ayak sağlığı üzerine hizmet veren bir bakım merkezidir. ALPEM Podoloji Ayak Bakım Merkezi'ne aşağıdaki iletişim bilgilerini kullanarak ulaşabilirsiniz.

Adres: Tuna Mah. Salah Birsel Sok. (Çarşı Akbank Sok.) Cankurt Apt. No: 74 Kat:1 Daire:2 Karşıyaka/İZMİR
Tel: 0 (232) 408 09 39 (Sabit)
Tel: 0 (531) 933 72 31 (GSM)
Tel: 0 (531) 233 08 62 (GSM)
Web Sitesi: www.alpempodoloji.com
E-posta: iletisim@alpempodoloji.com
Ayak hastalıklarınızda podologunuza danışmayı unutmayın.
Son Güncelleme: 28 Aralık 2016

12.15.2016

Günlük Ayak Bakımı


Günlük Ayak Bakımının Önemi

Başta diyabetli bireylerde olmak üzere ayak sağlığı üzerinde gelişebilen patolojik tablolara karşı ayağın günlük kontrolü ve bakımı büyük önem taşımaktadır. Ayak sağlığı üzerindeki seyriyle toplumda sıkça rastlanan nasır, mantar, tırnak batması ve diyabetlilerde diyabetik yara gibi ağır tabloların önüne günlük ayak bakımı ile geçilebilir. Dolayısıyla günlük ayak bakımı ile birlikte yapılan kontrollerle de patolojik tablolara karşı podologlar tarafından erken müdahale fırsatı doğmaktadır.

Günlük Ayak Bakımında Yapılması Gerekenler

Günlük ayak bakımında başlıca yapılması gerekenleri şu adımlarla sıralayabiliriz:
#1 Gözlemleyin.

Ayaklar her gün gözle kontrol edilmeli, kesik, sıyrık, kızarıklık, ısı artışı, kaşıntı, mantar, kalınlaşmış sert deri bölgeleri (nasır), çatlak, olası kabarcıklar (su toplaması), tırnak ağrısı (tırnak batması) gibi bulgular yönünden gözlenmelidir. Diyabetli bireyler diyabete bağlı gelişebilecek komplikasyonlara karşı ayaklarını mutlaka değerlendirmeli ve giyilen çorapların, ayakkabıların içi kontrol etmelidir.

#2 Yıkayın. Kurulayın.

Ayaklar her gün ılık suyla yıkanmalı, suyun ısısı 36°C'yi geçmemeli, ayaklar yıkandıktan sonra parmak araları da dahil olmak üzere iyice kurulanmalıdır. Diyabetli bireylerde suyun sıcaklığına dikkat edilmeli, aksi halde ayak yanıklarıyla karşı karşıya kalınabilir. Suyun sıcaklığını anlamak için başka bir bireyden kontrol etmesi istenebilir, termometre kullanılabilir veya dirsek ile ısı kontrol edilebilir.

Yaralı Ayakların Temizliği: Ayakta yara bulgusu gözlenmiş ise yara bölgesi mümkün olduğunca ıslatılmamalı, ayağın diğer bölgeleri sabunlu bez ile silinebilir. İşlem sonu mutlaka durulama ve kurulama yapılmalıdır. Bu sayede yara bölgesi mümkün olduğunca korunurken enfeksiyona sebebiyet verecek risk grupları da ortadan kalkacaktır. Yara bölgesinin ıslanmaması çok önemlidir.

#3 Nemlendirin.

Ciltte kuruma, soyulma, döküntüleşme gözleniyorsa nemlendirici kremler dokuyu sağlıklı haline kavuşturabilir. Parmak arasına yapılan her türlü yıkama veya nemlendirici krem uygulamasında işlem sonu mutlaka nemlilik veya ıslaklık mantar tablosunu önlemek amacıyla kurulanmalıdır. Eğer bu bölgelerde mantar tanısı önceden konulmuşsa podolog kontrolündeki tedavi şekline riayet edilmelidir. Bu bölgede gelişen veya gelişme riski olan cilt mantarı tablosunun bulaşıcı özelliğinin olduğu unutulmamalıdır. Dolayısıyla kullanılan çorap, terlik vb. eşyaların temizliği de önemlidir.

#4 Tırnaklarınızı düz kesin.

Ayak tırnaklarının kesimi oldukça önemlidir. Ayak sağlığı üzerinde gelişen en uzun süreli ve ağrılı tablolar tırnaklar üzerinde gelişmektedir. Dolayısıyla tırnak kesimi yapılırken derin kesilmemeli, tırnaklar her zaman düz kesilmelidir. Oval kesimin yapıldığı tırnaklarda batma riski artmaktadır. Eğer kesim esnasında kalınlaşma, kırılma veya batma gibi problemler gözleniyorsa mutlaka bir podolog muayenesine başvurulmalıdır. Batıklara yönelik ilk girişim podolog kontrolü olmalıdır. Cerrahi yöntemlerle çekimin veya parça alımının uygulandığı batık vakalarında tablonun tekrarlama ihtimalinin %90 olduğu unutulmamalıdır.

#5 Çoraplarınızı doğru seçin.

Günlük giyilen çoraplara da dikkat etmeli, sentetik çoraplar mantar enfeksiyonlarına sebebiyet verebilir. Sıkı çoraplar ayak dolaşımını olumsuz etkiler. Bu nedenle pamuklu, dikiş yerleri belirgin olmayan, terletmeyen, ayak bileğinizi sıkmayan çoraplar tercih edilmelidir. Yamanmış ve deliği olan çoraplar tercih edilmemeli, çoraplar günlük olarak değiştirilmelidir. Ayrıca diyabet hastalığı olan bireyler gümüş ipliğinden yapılmış diyabetik çorapları da kullanabilirler.

#6 Ayakkabınızı doğru seçin.

Ayakkabı seçimine dikkat edilmelidir. Tercih edilen ayakkabılar ayak bileğini tam kavramalı, hareket esnasında çıkmamalıdır. Ayakkabının kaplaması ayağı darbelerden koruyacak şekilde olmalı, kumaşı terletmemeli, ayrıca mümkün olduğunca ayağı havalandırabilir özellikte olmalıdır. Büyük ayakkabılar sürtünme, küçük ayakkabılar ise basınç oluşturması nedeniyle ayakta yara gelişimine sebep olabilir. Ayakkabının ön kısmı dar olmamalıdır. Seçilen ayakkabıda ayak parmakları rahat hareket edebilmeli, ayakkabının topuğu yüksek olmamalıdır. Yüksek topuklu ayakkabılar hem parmaklara hem de metatars bölgelerine olan basıncın artmasına sebebiyet verebilir. Dolayısıyla kaçınılmaz nasır ve batık tablolarının gelişme riski de artış gösterebilir. Özellikle diyabetli bireylerin ayakkabı seçimine dikkat etmeleri gerekmektedir. Diyabete bağlı gelişen nöropati, ayakta birçok noktada his kayıplarının gelişmesine sebep olur ve çoğu zaman diyabetli bireylerin doğru ayakkabıyı seçmesi bu durumda zorlaşır. Eğer podolog tarafından uygun görülen bir tabanlık kullanılıyorsa mutlaka tercih ayakkabıda tabanlık denenmeli, tabanlığa bağlı ayakkabı dar olmamalıdır. Ayakkabı seçimlerinde mevsim şartları ve kullanım amaçları da mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Kışın ayakkabı dahilinde mutlaka çorap da kullanılmalıdır.

#7 Hareket edin.

Ayaktaki kan dolaşımını arttırmak, uygun seviyede tutmak önemlidir. Dolayısıyla kan dolaşımını arttırmak amacıyla günlük ayak egzersizleri, yürüyüş, koşu gibi aktiviteler yapılabilir. Ayakta herhangi bir nedenden dolayı (diyabetik yara, charcot deformitesi, ayağın ileri derecedeki şekil ve yük bozukluğu gibi) podolog veya ilgili tabip tarafından hareket kısıtlılığı önerilmiş ise aktivite tercihleri planlanan tedaviyi riske atmayacak şekilde yapılmalıdır.

Ayak hastalıklarınızda podologunuza danışmayı unutmayın.
Son Güncelleme: 15 Aralık 2016

12.03.2016

Cerabral Palsy'de Ayak Sorunları


Cerebral Palsy Nedir?

Cerebral Palsy (beyin felci), bebeklikte ya da çocukluk çağının başlarında ortaya çıkan, vücut hareketlerini ve kas koordinasyonunu kalıcı şekilde etkileyen; fakat zaman içinde kötüleşme sergilemeyen bir dizi nörolojik bozukluktan herhangi birini tanımlamak için kullanılan bir terimdir.

Cerebral Palsy'li Çocuklarda Ayak Sorunları Gözlenir

Serebral Palsy'li (SP) çocuklarda gastroknemius ve soleus kaslarındaki spastisiteye bağlı olarak sıklıkla ayak bileği ekin deformitesi gelişir. Ayrıca kalluslar gelişim gösterir ve bunun devamında ülserasyon oluşur. Spastisitenin neden olduğu bu dinamik deformitenin küçük yaştaki çocuklarda (1-6 yaş) erken tedavisi çok önemlidir.


Dinamik ayak bileği ekin deformitesinin konservatif tedavisinde alçılama, fizik tedavi, ayak bileği ortezi verilir. Yürüme analizi yapılarak ayağına uygun tabanlık yapılır. Ayak deformitesi tedavi edilir, kalluslarla oluşan ülserler de Podolojik yöntemlerle podologların kontrolünde tedavi edilir.
Ayak hastalıklarınızda podologunuza danışmayı unutmayın.
Son Güncelleme: 03 Aralık 2016